Öğretmenlerin çalışma hayatında karşılaştıkları yönetsel sorunlarla psikolojik taciz arasındaki sınır zaman zaman tartışma konusu oluyor. Ders programından görevlendirmelere, kurum içi iletişimden soruşturma süreçlerine kadar pek çok uygulama öğretmen açısından ciddi bir sorun yaratabilse de tek başına her olumsuz uygulama mobbing anlamına gelmiyor.
Bu nedenle öğretmenin yalnızca “Nereye şikâyet edebilirim?” sorusunun değil, “Yaşadığım durum nasıl belgelenebilir ve hangi yolu izlemeliyim?” sorusunun da yanıtını bilmesi önem taşıyor.
Önce şu ayrımı yapmak gerekiyor: Her baskı mobbing değil
İşyerinde psikolojik tacizin temel unsurlarından biri davranışın sistematik bir nitelik taşıması.
2025 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi psikolojik tacizi; çalışanların belirli bir süre kasıtlı ve sistematik biçimde aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması veya yıldırılması gibi davranışlar üzerinden ele alıyor.
Bu nedenle yöneticiyle yaşanan tek bir tartışma, bir idari karardan duyulan rahatsızlık veya tek seferlik bir kurum içi anlaşmazlık tek başına mobbingin varlığını göstermiyor.
Asıl değerlendirilmesi gereken; davranışların niteliği, ne kadar süredir devam ettiği, sistematik olup olmadığı ve çalışanın çalışma hayatı üzerindeki etkisi.
Öğretmen için ilk kritik adım: Yaşananları kayıt altına almak
Mobbing iddiasında başvuru yapılacak kurumu bilmek kadar, başvurunun hangi bilgilerle destekleneceği de önemli.
Öğretmenin yaşadığı olayları mümkün olduğunca kronolojik şekilde kaydetmesi sürecin daha somut değerlendirilmesini sağlayabilir.
Tarih ve saat bilgileri, görevlendirme yazıları, resmî yazışmalar, tutanaklar, e-postalar, mesajlar ve olaylara ilişkin diğer belgeler bu noktada önem kazanıyor. Varsa olaylara tanıklık eden kişilerin kim olduğu da not edilebilir.
Özellikle sözlü olarak yaşanan sorunlarda olayların daha sonra yalnızca hafızaya dayanarak aktarılması güçleşebileceğinden, sürecin düzenli biçimde kaydedilmesi öğretmenin başvurusunu daha anlaşılır hâle getirebilir.
Ancak delil toplama amacıyla hukuka aykırı yöntemlere başvurulmaması ve kişisel veriler ile özel hayatın gizliliğine ilişkin sınırların gözetilmesi gerekiyor.
Öğretmenler hangi kurumlara başvurabilir?
6 Mart 2025'te yayımlanan “İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, psikolojik tacize maruz kaldığını düşünen çalışanların başvurabileceği yolları açık biçimde belirtiyor.
Öğretmenler açısından bunlar:
Çalışılan kurum
Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)
TBMM Dilekçe Komisyonu
ALO 170
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK/Ombudsmanlık)
Kamu okullarında çalışan öğretmenler açısından kurum içi süreçte okul yönetiminin yanı sıra olayın niteliğine göre ilçe veya il millî eğitim müdürlüklerine yapılacak yazılı başvurular da gündeme gelebilir.
Başvurunun yazılı yapılması hâlinde dilekçenin ve evrak kayıt numarasının saklanması, sürecin daha sonra takip edilebilmesi açısından önemli.
ALO 170 yalnızca şikâyet hattı olarak düşünülmemeli
Başvuru yolları arasında özellikle ALO 170'in farklı bir işlevi bulunuyor.
2025/3 sayılı Genelgede, ALO 170 bünyesinde görev yapan psikologlar aracılığıyla psikolojik tacize maruz kalan çalışanlara bilgilendirme, yardım ve destek sağlanmaya devam edilmesi öngörülüyor. TİHEK'in genelgeye ilişkin açıklamasında da bu nokta özellikle vurgulanıyor.
Dolayısıyla öğretmenler açısından ALO 170, yalnızca bir ihbar veya şikâyet kanalı olarak değil, süreç hakkında destek alınabilecek mekanizmalardan biri olarak da değerlendirilebilir.
CİMER'e başvururken neye dikkat edilmeli?
Mobbing iddiasının yalnızca genel ifadelerle anlatılması yerine, olayların mümkün olduğunca somutlaştırılması başvurunun anlaşılmasını kolaylaştırabilir.
Örneğin “Uzun süredir mobbinge uğruyorum” demek yerine; hangi uygulamanın ne zaman başladığı, ne sıklıkla tekrarlandığı, kimler tarafından gerçekleştirildiği, çalışma düzenini nasıl etkilediği ve varsa hangi belgelerle desteklenebildiği açık biçimde anlatılabilir.
Aynı yaklaşım il veya ilçe millî eğitim müdürlüğüne yapılacak yazılı başvurular açısından da önem taşıyor.
TİHEK'e de başvuru yapılabiliyor
2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, psikolojik tacize maruz kalan çalışanların başvurabileceği kurumlardan biri olarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunu da açıkça sayıyor.
TİHEK de genelgenin yayımlanmasının ardından yaptığı açıklamada, işyerinde psikolojik tacizle mücadelede işverenlerin ve yöneticilerin önleyici ve koruyucu politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Buradaki önemli nokta şu: Mobbingle mücadelede sorumluluk yalnızca olumsuz davranışla karşılaşan çalışanın üzerine bırakılmıyor.
Kamu Denetçiliği Kurumu da başvuru yollarından biri
Kamu Denetçiliği Kurumu, yani Ombudsmanlık da genelgede belirtilen başvuru mekanizmaları arasında bulunuyor.
Bu yol özellikle kamu idarelerinin işlem ve uygulamalarına ilişkin şikâyetlerde öğretmenlerin karşısına çıkabilecek mekanizmalardan biri.
Ancak hangi kuruma hangi şartlarda başvurulabileceği, başvuru süreleri ve diğer başvuru yollarının tüketilip tüketilmemesi gerektiği kuruma göre değişebildiği için öğretmenin başvuru öncesinde ilgili kurumun güncel usul ve şartlarını kontrol etmesi gerekiyor.
Sendikanın hukuk biriminden destek alınabilir
Sendikaya üyeliği bulunan öğretmenler açısından bir diğer seçenek, üyesi oldukları sendikanın hukuk veya mevzuat biriminden destek almak.
Bu yol, Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde sıralanan yedi resmî başvuru kanalından biri değil. Ancak öğretmenin yaşadığı olayın hukuki niteliğini değerlendirmesi, dilekçe hazırlaması veya idari ve yargısal süreçleri anlaması açısından sendikal hukuki destek önemli olabilir.
Özellikle disiplin soruşturması, görevlendirme, ders programı, nöbet, özlük hakkı veya başka bir idari işlem de söz konusuysa, mobbing iddiası ile bu işlemlere karşı kullanılabilecek hukuki yollar birbirinden ayrılabilir.
Hangi davranışlar öğretmen açısından uyarı işareti olabilir?
Kaynak haberde; öğretmenin sürekli görevsiz bırakılması, branşı dışında görevlendirilmesi, ders programının sistematik biçimde zorlaştırılması, sürekli tutanak veya soruşturma baskısıyla karşılaşması, mesleki itibarının zedelenmesi, resmî duyuruların kendisinden saklanması ve mevzuata aykırı uygulamalara zorlanması gibi örneklerin yargısal değerlendirmelere konu olabildiği belirtiliyor.
Fakat burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor:
Bu davranışlardan birinin gerçekleşmesi, tek başına ve her durumda mobbingin kesin olarak oluştuğu anlamına gelmez.
Somut olayın bütünü; davranışın sistematikliği, süresi, amacı, tekrarı ve ortaya çıkan sonuçlarla birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “ders programım kötü hazırlandı, dolayısıyla mobbing var” veya “hakkımda tutanak tutuldu, bu mobbingdir” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.
2025'te mobbingle mücadele için yeni genelge yayımlandı
Konunun güncel hukuki çerçevesindeki önemli gelişmelerden biri 6 Mart 2025 tarihinde yaşandı.
2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Resmî Gazete'de yayımlandı ve işyerlerinde psikolojik tacizle mücadeleye ilişkin çerçeve yenilendi. Genelgeyle Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu yeniden oluşturuldu. İşveren ve yöneticilerin önleyici ve koruyucu politikalar geliştirmeleri, kurumların eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütmeleri ve psikolojik taciz iddialarının etkin şekilde araştırılması gerektiği belirtildi.
Genelgede aynı zamanda soruşturma ve incelemelerde kişilerin özel hayatının gizliliğinin ve kurumların itibarının korunmasına özen gösterilmesi gerektiği de vurgulanıyor.
Bu yaklaşım, hem iddiada bulunan çalışanın korunmasını hem de henüz doğrulanmamış bir iddianın peşinen kesinleşmiş bir olay gibi değerlendirilmemesini gerektiriyor.
Öğretmen ne yapmalı?
Mobbinge maruz kaldığını düşünen bir öğretmen açısından süreci şu şekilde düşünmek daha sağlıklı:
Önce yaşananları somutlaştırın. Olayların ne zaman başladığını ve nasıl tekrarlandığını kaydedin.
Belgelerinizi koruyun. Resmî yazışma, görevlendirme, e-posta, mesaj ve tutanakları düzenli şekilde saklayın.
Yazılı başvuruyu tercih edin. Kurum içi başvurularda dilekçe ve evrak kayıt numarasını muhafaza edin.
Doğru başvuru kanalını belirleyin. CİMER, ALO 170, TİHEK ve KDK gibi mekanizmaların görev alanları birbirinden farklı olabileceğinden başvurunun niteliğine uygun kanalı seçin.
Hukuki destek alın. Olay idari işlem, disiplin süreci veya dava hakkı doğurabilecek nitelikteyse sendikanın hukuk biriminden ya da bir hukukçudan destek alınması hak kaybı riskini azaltabilir.
En önemli ayrım: “Mobbing iddiası” ile “mobbing tespiti” aynı şey değil
Öğretmenlerin çalışma ortamında psikolojik baskıya karşı başvuru yapabilmesi önemli bir hak. Ancak sağlıklı bir hak arama süreci açısından kavramların doğru kullanılması da gerekiyor.
Bir öğretmenin kendisini sistematik baskı altında hissetmesi başvuru yapmasına engel değil. Bununla birlikte hukuki veya idari açıdan mobbingin oluşup oluşmadığı, somut olayın özellikleri ve eldeki bilgi ve belgeler üzerinden yetkili merciler tarafından değerlendiriliyor.
Bu nedenle öğretmen açısından en güçlü başlangıç noktası, yaşadığı olayları tarih, işlem, belge ve tekrar düzeniyle somutlaştırmak.
2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi de bu konuda çalışanların başvurabileceği yolları açık biçimde ortaya koyarken, işveren ve yöneticilere psikolojik tacizi önleyici bir çalışma ortamı oluşturma sorumluluğu yüklüyor.









Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol